18 Haziran 2010 Cuma

Hayat


Sigarasından nefes alıp, geçmiş günleri anlatmaya başladığında, yaptığı tüm hataların bedelin ödedi gözleri dolarak. Ben bugün daha önce yakından şahit olmadığım üzücü bir görüntüyle karşılaştım. Dün söylediğim gibi, onun acısından kendi acımı hafifletip mastürbasyon yapmak gibi bir planım var. Çok açım ama; hazır pizzalardan birkaç tane attım fırına, maç izleyip karnımı doyurmam, hayatsal aktivitelere önem vermem lazım.

Ders işlemeyeceğini söylemeyip 1 den 3 e kadar beni okulda tutan, sağanak yağmur nedeniyle 5’e kadar okulda mahsur kalmama neden olan hocama da teşekkürü borç bilirim. Zamanın kıymetinden dem vurup, cebimdekini alması da ahlaksızlıktır bir çeşit. Neyse; fırının zili çaldı.

...

Yukarıda bir şeylerden bahsetmiştim ya; yatmadan anlatmasam içimde kalır, günlerce kemirirdi beynimi. Sevmediğim huylarımdan biri de, insanların yüklerini sırtımda taşımayı sevmem anlamsız bir biçimde. Onların canını sıkan şeyler çoğunlukla onlardan çok bana dert olur nedense. Bir türlü önüne geçemediğim bu açlığın başıma çorap ördüğü de oldu sıklıkla. Arada bir gaza gelip insanları tekmelemeye kalktım, benden daha az üzüldükleri için kendi dertlerine. Bana neyse.

Ne diyorduk? Hah. Sigarasını içerken gözlerinde 40 seneyi yaşadı resmen. Boş yüzük parmağı bazı insanlarda hiç durmaz ya. Öyle bir adam bu da işte. Ben çok severim kendisini. “Bisikletçilikle hayat mı kazanılır, emekli olmuş, hobi için yapıyor” derdim de, hakikaten ekmek parasıymış ya derdi. Tabii ki zamanında bir yerlerden emekli olmuş ama, telaş değişmemiş geldiği yaşa rağmen. Nereden geldiği belli olmayan konuya girdiğinde gözleri ışıldadı insanların saray gibi evlerde oturup hala 3-5 kuruşun peşinde olduğundan dem vururken. İnsanlar tok gözlü değildir de aslen, bulundukları durum biraz öyle olmalarını gerektirir. Açgözlülük insan doğasının parçasıdır ve kontrol edilemediğinde başa büyük işler açar. Hastalığa dönüşebilir. İşte bizlerde hayatlarımızın bize getirdikleri ile yetinerek, her gün bir biçimde törpülüyoruz bu açgözlülüğümüzü. Şimdi ben öyle değilim diyen biri illa ki çıkacaktır. Bunu diyen adamın açgözlülüğünden şüphe duymam mesela. Siz ona verdikçe o daha çoğunu ister. İnsan doğası yahu işte. Önlenemez bu.

Her ay ev kirası diye eline para saydığım adamın hayatından bihaber olmak deli gibi üzdü beni nedense. Oysa ben onu hiç öyle düşünmemiştim. Ne zaman gitsem bir çay daha içmem için ısrar eden, kapısına geleni boş göndermeyen, yüzü hep gülen adamın hayattan bahsederken içinde yaşadıkları projeksiyon gibi gözlerinden bize yansıdı. Oscar Wilde, Dorian Gray’in Portresi adlı tek romanında şunları söyler; “insanlar hata yapar ve bunun adına deneyim der.” Ne kadar doğru bir laf bilmemekle beraber, Oscar Wilde’ı desteklediğimi belirtmek isterim. Bugün hayatta geldiği noktadan hiçbir şekilde memnun olmayan ve bundan açık şekilde şikayetçi olan adamın bizde eksik gördüğü şeyin deneyim olması da bu argümanın doğruluğuna ışık tutar nitelikte. Ve evet, daha önce de söylediğim gibi, şimdi ona da kaybolan yıllarını versek, yine içine sıçmaktan geri kalmayacaktır. Ama yine de insanların gözlerinde hüzün oldu mu, hiçbir şekilde ödenen diyeti kabul edemiyor deli gönlüm.

Ve evet, sıradan bir günü daha geride bıraktık bir çoğumuz ama, ben o adamın gözlerinde yaşlandım bugün. Ağlamaklı oldum istemeden de, gres yağının kokusuna, tinere, toza verdim yüzümde olan biteni. Belki alternatif sonuma üzüldüm bilmiyorum. Özünde iyi insan olmak mı hayatta amaç, yoksa anlamlı kılmak mı yaşadığın süreyi? Bir eş, çocuk, ev ya da araba mı anlamlı kılan hayatı? Yoksa kişisel mastürbasyonlar mı önemli olan? Hiçbirini bilememekle beraber, yalnız geçen bir ömürün çok anlamlı olduğunu düşünmemekle beraber, sağlıklı da bulmuyorum durumu aynı zamanda.

Bundan böyle biraz da onun yükünü taşırım şu incecik omuzlarımda ama, kız gibi olan fiziğim nereye kadar tahammül eder, ya da insanlar kanserojen mi, yaşlanacağımdan daha erken yaşlanır mıyım bilmiyorum. 25 yaşındayım ama, yapacaklar listemin %10 undan ileri gidemedim şu güne kadar.

Dolapta biraz kaşar var, dünden kalmış biraz da bayat ekmek. Sabah kalkınca tost yapayım da, kusmayayım bu başıma gelenleri…

Hiç yorum yok: